Erikli Yaylası Kamp Maceramız

İlk defa kamp yaptıktan sonra yaz bitmeden tekrardan kamp ateşinin sıcaklığını hissetmek, gözlerimi doğanın içinde açmak istiyordum. Biraz uğraştan sonra kamp ekibini kurduk, tarihi kesinleştirdik ve rotamızı belirledik.

Bu sefer, sıcakların biraz düşmesinden ve altımızda araba olmayışından dolayı önceden almadığım; mat, 10 derecelik uyku tulumu ve sonraki kamp yolculuklarımda kullanmak üzere 50 lt’lik sırt çantası almak için Decathlon‘a uğradım. Arkadaşlar(Ensar, Selim) da kendi ihtiyaçlarını aldıktan sonra 19 Eylül’de Yenikapı’dan 9.30 İDO seferi ile Yalova Çınarcık‘a doğru yola çıktık.

10.30 gibi vardığımız Çınarcık’ta güzel bir kahvaltı yaptık, ardından da kampçıların kutsal mekanı BİM‘e girdik. Kafamızda 3 bilinmeyenli denklem çözer gibi, düşüne düşüne 3 gün içerisinde yanımıza ne kadar yiyecek almamız gerektiğini, aldığımız yiyecekleri nasıl taşıyacağımızı düşünürken bayağı vakit geçirdik.

[toggle title=”BİM Alışveriş Listemiz :”]

9 Çabuk Çorba

2 Barbunya Konserve

1 Krem Peynir

6 Ton Balığı Konserve

1 Mısır Konserve

1 Kaşar Peynir

250 gr Çekirdek

Plastik Bardak, Çatal, Kaşık

Kuru Meyve Kokteyl

Islak Mendil

Bıçak

20’li Çöp Torbası

2 Kg Patates

3 Tost Ekmeği

2 Lavaş Ekmeği (840 Gr)

Poşet Bardak Çay

11 Gofret

Toplam : 86,25 TL

[/toggle]

BİM’den ekstra yükler ile çıktıktan sonra da saat 1’de gelecek olan otobüsü beklemeye başladık. Otobüs ücretinin gidiş-dönüş 10 tl olduğunu merkezde öğrenmiştik. Ancak hangi kafayla nasıl oldu bilmiyorum, 2 gün sonra dönecek olmamıza rağmen direk şoföre 10 tl verdik. Yemiş olduğumuz bu kazık sonradan bizim için iyi oldu. İlerleyen satırlar da değineceğim 🙂

Çınarcık’tan Teşvikiye Şelale Mesire Alanına geldik. Orada bekleyen amca bizlere istersek şelaleye çıkabileceğimizi istersek de başkalarının kamp kurduğu yayla kısmına kamp kurabileceğimizi söyledi. Etrafta biraz keşif yaptıktan sonra karar vereceğimizi söyleyip, amcanın kamp alanı olarak gösterdiği alana doğru yürümeye başladık. Derenin şırıltısı, yere dökülmüş yapraklar, çakıl yolun kenarlarına arabalarını çekip günübirlik piknik yapan az sayıda insan…

erikli kamp alanı

Semaverde çay içen bir çifte çantalarımıza göz kulak olabilmelerini rica ettikten sonra, kamp kurabileceğimiz alan aramaya devam ettik. Yalova Erikli Yaylası‘nın internette yeşil düzlük fotoğraflarını gördüğümden dolayı, böyle ormanlık bir yer bulmak biraz hayal kırıklığına uğrattı. Ancak biraz daha ilerleyince düzlük yemyeşil yayla kısmına geldik. İyice dolaştıktan sonra, çadırımızı diğer kamp kurmuş kişilere yakın olmayan, dere kenarında, günün büyük bir bölümü gölge alan yeşillik bir alana kurmaya karar verdik.

mehmet amca

Çantaları geri almaya gittiğimizde de çantaları bıraktığımız amca çaya davet etti bizi, biz de kampımızı kurduktan sonra yanına uğradık. Semaverde çayımızı içerken bir yandan peynir, domates, üzüm, bisküvi ikram eden teyzemiz ve amcamız kampımızın ilk kahramanları oldular. Uzun bir muhabbetten sonra teşekkür edip, odun toplamak üzere müsaade istedik.

The Last Firebender : Selim :)
The Last Firebender : Selim 🙂

Kamp ateşimiz için 2 günlük odun topladıktan sonra kalın odun parçalarını nasıl keseceğimizi kara kara düşünürken, arkadaş bana seslendi. Meğersem kampımızın karşı tarafındaki çiftler fotoğraf çektirmek istiyorlarmış. Ben de hemen moda girerek boy boy fotoğraf çektim. Biraz muhabbet ettikten sonra baltalarını ödünç aldık ve odun kesmeye başladık. Odunları kestik ancak doğru düzgün tutuşturucu bir şey toplamadığımızdan dolayı yaş odunları yakmakta baya bir zorlandık. Birçok başarısız girişimden sonra aldığımız yiyeceklerin karton kutularını kullanarak ateş yakmayı başarabildik. Ateş de yanınca geriye yemek yemek, ıhlamur çayı içmek, müziğimizi açıp sırt üstü yıldızları izlemek kaldı. Geceleyin kamp kurduğumuz yerin ilerisinde başka bir kamp ateşinin yanışını görmenin de güven verici güzel bir duygu olduğunu öğrendim.

Sabah kalktığımızda ise elimizde yine kolay tutuşan şeyler yoktu ve topladığımız odunlar biraz daha ıslaktı. Bunun üzerine yine yardımımıza karşı tarafımızda kamp kurmuş çift koştu. Onların tüpü ile suyumuzu kaynattıktan sonra çay eşliğinde kahvaltımızı yaptık. Kahvaltı esnasında tüpü geri almak üzere yanımıza gelen bayan, bize reçel, zeytin ve üzüm de getirince mutlu olmadık değil. Kahvaltı’dan sonra kamplarını toplamaya başlamış olan çifte her şey için teşekkür ettikten sonra şelaleye gitmek üzere yola çıktık. Ama önümüzde bir engel vardı, mesire alanına bakan amca… (Gerilim müziği efekti)

şelalede siyah üzüm

Kamp alanına geldikten sonra kamp ücreti hakkında kendi aramızda çok provasını yaptık, emin olmak istedik. Çünkü internette kamp alanının herhangi bir işletmenin bünyesinde olduğunu görmemiştim, kamp alanı belirli bir sınır içerisine alınmamıştı ve benim bildiğim kadarıyla para verilen kamp alanında tuvaletin ücretli olması da mantıklı değildi. Oraya bakan amcanın yanına vardığımızda düşüncelerimiz biraz daha kesinlik kazandı. Çünkü vergi levhası, işletmeye dair resmi bir belge istediğimizde amca hiç bir somut evrak gösteremedi. Gelen kişilere kestiği fiş üzerinde mesire alanı yazmaktaydı ve fişleri alıp baktığımda resmi mühür bulunmadığını, hatta mühür diye gösterdiği logonun da sağ tarafının kesik olduğunu gördüm. Kısaca bana 5 dk. verilse Paint’te bile yapabilirdim gösterdiği fişi. Bunun yanı sıra fiş destesinin en arkasında bulunan karton da arta kalmış iskambil kartlarının arka yüzünden yapılmıştı.Oradaki amca üstünde “Orman ve Su İşleri Bakanlığı” gibi bir şey yazan aracın içindeki kişiyi de konuşmaya dahil etmiş olsa da netice değişmedi. Kimsenin hakkını yemek istemediğimizi, şelaleden dönüşte resmi bir belge vs. gösterildiği takdirde ödeme yapacağımızı aksi halde ise bizden herhangi bir ücret talep edilemeyeceğini belirttikten sonra oradan ayrıldık (Böylece ikinci bir kazık yemekten de kurtulduk 🙂 ).

Mutlu muyduk? Evet 🙂

Şelaleye varınca ayaklarımızı soğuk suya daldırdık ve ortamın tadını çıkarmaya başladık. Ensar‘ın soğuk şelale suyunda yüzme girişimleri her ne kadar başarısız olsa da, izlemesi eğlenceliydi. Bir yandan da kamp yerindeki bayanın bize verdiği siyah üzümü yerken, keyfimize diyecek yoktu.

Şelaleden dönerken mesire alanındaki aile çay bahçesinden eski bir gazete ve çam iğnesi toplamak için poşet aldık. Kamp alanına gitmeden çınarcıktan gelirken otobüsün kullandığı yol üzerinden 15-20 dk yürüdük. Çünkü yaylada hiç bir yerde telefon çekmiyordu.Aldığımız bilgiler doğru çıktı ve 1-2 tık sinyal yakalamayı başardık. Aramaları bitirdikten sonra da kampımıza geri döndüğümüzde kamp ateşi yaktığımız yerin yanına 3 tane gazete bırakıldığını gördük. Duygulanmamak elde değil, kim bıraktıysa eyvallah 🙂

yemek

Bir yandan ateşi yakıp su ısıtırken, 3 çadır ile kamp yapan ailenin de İstanbul’a döneceğini, gitmeden önce tavuk kızarttıklarını öğrendik. Sonuç olarak 2. günün yemeği de bir hayli güzeldi diyebilirim 🙂

közde su ısıtmak

Önceki akşam civarda ateş yakan 5 farklı kamp varken, o anda kamp yapanların hepsi gitmiş olduğundan bir garip hissettik. Milletin yakmadığı odunları kamp alanına taşıdık, kenara fırlatılmış tel ızgarayı cezveyi koymak için kullanmaya karar verdik. Yemekten sonra Ensar ormanlık alanda bizim gibi kamp yapan 3 kişiye rastlamıştı, su doldurmaya giderken de yanlarına bir uğramıştık. Akşam gelin bir çayımızı için desek de akşam karanlığında kamp alanımıza kimse gelmedi. Biz de baktık yayla kısmı çok sakin, aldık çekirdeğimizi ve bir ziyaret yapmaya karar verdik. 3 gece kamp kuracaklarını söyleyen Orkun, Tahir ve Doğuş‘da ormanlık alanda derenin yanına kamp kurmuşlar.

ensar kılıç ve enes beşinci

Akşam vakti saatler süren muhabbetin sonunda ormandan garip ulumalar duyunca, herkes de bir yusuf yusuf olma durumu oldu. Köpek kurt karışımı bu garip seslerden sonra kara kara yayla kısmındaki kamp alanına nasıl gideceğimizi düşünürken, hayvanların insanlardan uzak duracağını hatırladık. Korkumuza pek bir faydası dokunmasa da mp3 çaları hoparlöre takarak müzik açmaya karar verdik. Acil durumda çalmak için ağzımda düdük, elimizde fenerler, kamptakilerle vedalaştık ki, çalan şarkının They don’t care about us (Michael Jackson) olmasıyla kahkahalara boğulduk.Korkuyu unuttuğumuz o 2 saniyeden sonra birbirimize sokulup tedirgin bir şekilde kamp yerimize gittik. Karanlığa ışık tutup bir çift beyaz göz ile karşı karşıya kalınca, köpek de olsa insan tırsmıyor değil 🙂 Çadırın içinde ışığı açık bırakarak sohbet ede ede uyuduk, sabah öğrendim ki ilk uykuya dalan ve horlamaya başlayan yine ben olmuşum o.O

çınarcık teşvikiye şelale enes

Sonraki sabah ise çok tatlı bir uyku çektim. Sabah uyandıktan sonra çadırın kapılarını açtım, çadırın içine esen rüzgarın tadını çıkardım, bir yandan da yeşil çimenleri mavi gökyüzünü izlerken, derenin ve kuşların sesini dinledim. Ensar ve Selim, ıslanmasın diye poşete koyup yedeğe ayırdığım çam iğneleri ile de ateşi yakmış çoktan. Erikli yaylasındaki son kahvaltımızı yaparken, pek de kahvaltılığımızın kalmadığını üzüntü duyaraktan hatırladık. Çünkü aldığımız kaşar peynirini soğuk kalsın diye buzdolabı poşeti ile dereye salmıştık ancak poşetin su aldığını çok sonradan fark etmiştik. Benzer şekilde krem peynirimiz kampımızın bir anlık başıboş kalmasından sonra köpeğin gazabına uğramış, her ne kadar köpeği suç üstü yakalamış olsak ta hezimetini değiştirememişti. Tüm bunlardan dolayı çikolata, lavaş, çay ve ton balığı ile kahvaltımızı yaptıktan sonra çadırlarımızı toplamaya başladık.

Önümüzde iki seçenek vardı. Doğuş, Orkun ve Tahirlere takılarak şelaleye gidecektik ya da erkenden otostop ile Çınarcık hamamına gitmeyi deneyecektik. Selim’in hamam, Ensar’ın denize girme isteği ağır basınca otostop olayına karar verdik. Ayrılmadan önce Doğuşlar ile vedalaştık, öncesinde de Ensar kamplarına lavaş, çay, ıhlamur, çikolata vb. olduğu poşeti bıraktı. Böylelikle bizim de az da olsa birilerine iyiliğimiz dokundu.

manzara erikli yaylası çınarcık

Pazartesi olmasından dolayı mesire alanına hem daha az insanın geleceğini, gelenlerinde geç vakitte döneceklerini düşündüğümden dolayı otostop çekerken pek ümit beslemiyordum. Ancak ilk denememizde başarılı olduk. Ford Pickup Ranger‘ın bagajına çantaları attıktan sonra bindik arabaya. Öğrendik ki bizi alan Şenol ve Osman abi,  Ormancılık Kooperatiflerinde görevlilermiş. Kamplarda insanların kafalarına göre ağaç kesmesini şikayet ederken Teşvikiye köyüne geldik. Osman abinin doldurması gereken belgeleri beklerken, bir de çay ısmarladılar sağolsunlar 🙂 Sonrasında ise teşekkür ederek Çınarcıkta, sahile gitmek üzere ayrıldık kendilerinden. Devamında olanları da hızlıca geçersek; Ensar denizde yüzdükten sonra hamama gittik, hamamda kadınlar günüymüş, biz de is ve toprak kokar bir şekilde karnımızı doyurduk ve İDO’yu beklemeye başladık. Denizda hafiften sallana sallana ilerleyen İDO’da yorgunluk uykusu çektikten sonra sırtımızda çantalar ile metroya indik. Metroda karıncalar gibi bir yerden bir yere hızlı ve somurtkan adımlar ile ilerleyen insanları görünce üzülmedim değil. Kamp alanımızı ilk o anda özledim, şu yazıyı yazarken daha da özlüyorum.

doğa ve özürlük

3 günlük bu kamp hakkında genel olarak söyleyeceklerime gelirsek… Öncelikle Yalova’da bulunnan Erikli Yaylası, İstanbul’a yakınlığından dolayı yaz aylarında piknikçiler ile dolu oluyormuş. Eylül ayında gidilmesini sakinlik açısından tavsiye edebilirim. İnsanların etrafta bıraktıkları çöpler ve önceden bilinçsizce yakılmış ateşler her ne kadar moral bozsa hala yeşilliğini korumuş umarım korumaya devam eder. Kamp alanı için istenen ücretin ise, o kadar konuşmamıza rağmen resmi bir belge gösterilememesinden dolayı haksız olduğunu düşünmekteyim. Bundan dolayı kamp kurduğunuz yerleri iyi araştırın, hakkınızı arayın ve bunun gibi haksız kazanç sağlamaya çalışan insanlara fırsat vermeyin.

Kamp alanı olarak düşündüğümden de güzel bir yer olduğunu söyleyebilirim. İster yayla ister orman kısmında kamp yapabilirsiniz. Yayla deyince, bir Ayder yaylası beklemeyin ancak İstanbul‘a yakın böyle güzel yerler olduğunu görünce insanın en ufak bir boş zamanında gidesi geliyor. Bunların yanı sıra kamp kurduğunuz alanda bir yandan da derenin sesini dinlemek de çok rahatlatıyor insanı. Telefonun çekmemesi ise bence güzel bir olay. Böylelikle mecburi uçak modu ile telefonunuzun şarjı 3 gün dayanabiliyor:) Zaruri durumlarda ise 20 dk’lık yürüme mesafesinde sinyal yakalayıp, arama yapmanız mümkün. Kişi başı ortalama 75 TL (35 TL İDO bileti, 10 TL ulaşım, 30 TL market ) ile yaptık kampı. Bu fiyatı ulaşım ve market harcamaları açısından kısmak mümkün. Yaylanın Teşvikiye Şelalesi‘ne çok yakın olması da ayağını soğuk suya sokmak, yüzmek ya da manzaranın tadını çıkarmak isteyenler için güzel bir avantaj. Mesire alanındaki işletmeler de kamp alanında tadamadığınız lezzetler için güzel bir durak noktası olabilir.

Yazıyı sonlandırmak hiç gelmiyor içimden ama son sözleri söylemem gerek… Kamp maceramız çok güzel geçti ve herkese, buraya en az bir kere gelmelerini tavsiye ederim.

Ensar, Selim, Mehmet Amca ve eşi, bizlerle baltasını, ocağını, yiyeceklerini paylaşan kampçılar, Orkun, Tahir, Doğuş, arabasına alan Osman ve Şenol abi… Bilmiyorum kaçınız bu satırları okursunuz ama hepinize selam olsun…

Kampımız ile ilgili düşüncelerinizi veya bir sonraki kamp yeri ile ilgili tavsiyelerinizi almak isterim 🙂

[alert-note]Son olarak lütfen, özellikle yeşil alanlarda çöplerimizi etrafta bırakmayalım, ateş yaktığımız yerlere dikkat edelim, önümüze her gelen ağacı kesmeyelim, kısaca doğaya saygılı olalım… İyi yolculuklar 🙂[/alert-note]

17 Comments

Join the discussion and tell us your opinion.

Burakreply
26 Eylül 2015 at 20:27

Ağlayacağım şimdi :/ Şaka bir yana cidden acayip şekilde yeniden heveslendim. Neyse bir daha ki sefere de benimle inşallah 😀 😀

Enes Beşincireply
26 Eylül 2015 at 22:20
– In reply to: Burak

Don’t worry! Önümüzdeki kışı atlattıktan sonra baharda atarız kendimizi bir yerlere 🙂

Ali Bilginreply
26 Eylül 2015 at 20:54

Yeni kamp maceralarınızı heyecanla bekliyoruz.

Enes Beşincireply
26 Eylül 2015 at 22:21
– In reply to: Ali Bilgin

Güzel yorumlarınız için teşekkür ederiz Ali Bey 🙂

Grumpy Catreply
26 Eylül 2015 at 22:02

Çok güzel! Nasıl heves ettim anlatamam. O doğallık yaşanmalı, o yıldızlar görülmeli 😀 Yazılarının devamını bekleriz.

Enes Beşincireply
26 Eylül 2015 at 22:23
– In reply to: Grumpy Cat

Her ne kadar kaliteli bir fotoğraf makinesi ile yıldızları fotoğraflamak istemiş olsam da, dediğin gibi yaşanılıp görülesi şeyler bunlar 🙂

Esinreply
27 Eylül 2015 at 20:42

Çok güzel bir etkinlik olmuş okuduğum kadarıyla. Umarım bana da gitmek kısmet olur…yeni kamp maceralarinizi bekliyorum

Enes Beşincireply
29 Eylül 2015 at 20:34
– In reply to: Esin

Umarım siz de gidersiniz 🙂 Bir sonraki kamp en erken bahara doğru olur gibi geliyor, malum havalar 🙂

İzzet Özreply
29 Eylül 2015 at 09:00

Eline sağlık çok beğendim, çok da uzun bir yazı. 😀 Ayrıca senin bu müziklere bayılıyorum, Celtic müziklerini de çok dinliyorum yazı yazarken falan, yeni tavsiyeler bekliyorum. Kolay gelsin. 😀

Enes Beşincireply
29 Eylül 2015 at 20:33
– In reply to: İzzet Öz

Bu istek üzerine nasıl yeni tavsiye yazısı yazmam ben. Sıraya koydum, o da yakında gelir, teşekkür ettim 🙂

Muhammet Kavlakcıreply
30 Eylül 2015 at 10:09

Böylesine uzunca bir yazıyı hç sıkılmadan ve kıskanarak okudum. 🙂 Sanki yanınızdaymışım gibi hissettiğim için kıskançlığım bir nebze olsun azaldı. 🙂

Enes Beşincireply
7 Ekim 2015 at 23:20
– In reply to: Muhammet Kavlakcı

Karadeniz turuyla ilgili yazında memleketin fotoğraflarını görünce ben de imrenmedim değil 🙂 Önümüzdeki zamanda sana kamp, bana da karadeniz turu şart 😀

entelkitapreply
1 Ekim 2015 at 20:02

Yazınıza bayıldım! Büyük ihtimalle tüm ömrümü evde oturarak geçireceğim ben; dışarıda olmaya pek alışık değilim… ama size imrenmemek de elde değil 😀 Nice kamplara gidersiniz umarım.

seherreply
1 Mart 2016 at 16:40

çok harika bir yere benziyor çok güzel bir paylaşım fotoğraflarda oldukça kaliteli

fikiralemireply
1 Haziran 2017 at 10:13

Kampların güvenliği nasıl, aile ile gelinebilir mi?

Enes Beşincireply
29 Haziran 2017 at 13:25
– In reply to: fikiralemi

Orada herhangi bir görevli bulunmasa da kamp alanının güvenliği konusunda kafada soru işareti bırakacak herhangi bir etmen bulunmuyor. Zaten Erikli Yaylası’nda da kamp yapan birçok aileye rastlamanız mümkün. Ancak belirtmek isterim ki Erikli yaylası herhangi bir işletme altında belirli alanlar içerisindeki bir kamp alanı değil. İlk defa ailecek kamp yapacak ya da çok daha güvenli hissetmek istiyorsanız, ücretli-korunaklı kamp alanlarını tavsiye ederim.

yusufreply
6 Eylül 2017 at 20:12

admin eline sağlık çok güzel olmuş kamp yapma hakında pek bilgim yoktu şimdi blgim oluştu elinize saglık

Leave a reply